MERKEZSİZ DÜNYA YALANI VE
ULUS-DEVLET TÜKENDİ
SAHTEKARLIĞI
M.
SEYHAN, Barikat
Postmodern gericilik tarafından
da sol cenahtan desteklenen
merkezsiz dünya
yanılsaması, küreselleşme
çağında ulus devletlerin
geçersizleştiği ve
ulusal çaptaki her türden
devrimci girişimin artık
yalnızca imkânsız değil aynı
zamanda aptalca olduğu yolundaki
yaygın inanış, yeni sürecin
en önemli ideolojik saldırısının
sonucudur.
Yani sonuçta, ne emperyalist
metropoller bağlamında ne de
bağımlı ülkeler çerçevesinde
ilişki ve çelişkilerin devletsel
ve ulusal alanın dışında
gerçekleştiği ve öyleyse günümüz
dünyasında herhangi bir biçimde
bağımsızlık-ulusal devlet
iddiasının, dolayısıyla
devrimlerin anlamsızlaştığı
yolundaki yaygara, yaygın olduğu
ölçüde de yanlıştır
ULUS ve ULUS Devlet uzerine
,
E.
Ahmet
ULUS , DEVLET in"sönüp yok olduğu zaman"
kendiliğnden ortadan kalkacaktır. DEVLET in
sönüp yok olabilmesi için bir ULUS ve ULUS
ların ayrı ayrı ya da gruplar halinde
emekcinin DEVLET (ler) i ile , kapitalizme
karşı verilen amansız mücadele, ve kitlelerin
emekci lerin kültürüyle eğitilmeleri gerekir. Bu bir
süreçtir, ve bu süreçte DEVLET kaçınılmaz bir
araçtır.
Sonuç olarak Burjuva ulus unu reddedelim diye
bununla beraber emekci halkın da ULUS unu reddetmek,
Burjuva Ulusalcılığını reddedelim diye emekci halkın
ulusalcılığı olan Yurtseverliği reddetmek,
burjuva DEVLET i reddedelim diye emekci
devleti de beraberinde reddetmek , Marksist
olmak için gerekli olan Proleterya
Diktatörlüğünün mücadele alanını ve Baskı
aracını, yani kendisini reddetmekle sonuçlanır.
Komintern'in "Anadolu devrimi"
ve "Kemalist yönetim"
konusundaki tavrı, 1924'lere
kadar doğrudan Lenin
tarafından politik ilkeler
temelinde belirlenmiştir. Bu
politika Türkiye'nin
bağımsızlığını esas almıştır.
Bu açıdan Türk ulusunun kendi
kaderini tayin hakkına sahip
olması ve emperyalizmden
bağımsız bir ulusal-devlet
kurulması yönünde
kullanılması gündemdedir. Öte
yandan anti-emperyalist kurtuluş
mücadelesi SSCB tarafından
sadece politik düzeyde değil,
aynı zamanda maddi alanda da
desteklenilmiştir
Komintern'in Kürt hareketleri
karşısındaki tavrı, "ulusların
kendi kaderlerini
tayin hakkını
tanımak, gerçekte,
her ulusun kendi
kaderini tayin
istemini desteklemek
anlamına gelmediği"
ve desteklemenin belli
koşullamaya tabi olduğu
şeklindeki Leninist tesbittir.
Sömürgecilik tartışmaları
üzerine
(I)
Sömürgecilik" Tartışmaları Üzerine (II)
Devrimci Yol
"Milli mesele tartışması
bir bakıma, enternasyonalizm ile
milliyetçilik arasındaki bir
tartışmadır. Türkiyede milli
mesele tartışması, bu iki dünya
görüşü arasında bir çizginin
nasıl çekileceğinde
odaklaşmaktadır."
Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Perspektifsiz
Sol'a Perspektif Satan Köşe Yazarı ,
Kurtuluş
Kürt halkı kavramına Kürt
işçileri, Kürt yoksul ve orta
halli köylüleri, şehir
yarı-proleterleri, şehir
küçük-burjuvazisi ve kürt
burjuvazisinin demokratik halk
devrimi saflarına katılacak olan
devrimci kanadı girer. Oysa Kürt
milleti kavramına, bu sınıf ve
tabakalardan başka, Kürt
burjuvalarının diğer bütün
kesimleri ve Kürt toprak ağaları
da girer.
Lenin, Buharin'in, "ulusların
kendi kaderlerini tayin hakkı
yerin dibine batsın! Biz
yalnızca emekçi halka kendi
kaderini tayin hakkı tanırız"
sözlerini eleştirirken ulus ile
halk (emekçi halk) kavramları
arasındaki farka dikkati çeker.
Ulus ile halkı ya da emekçi
halkı birbirinden ayıramayan ve
bu ayrımı önemsemeyen solun
ulusal sorun konusunda bir
perspektifinin olduğunu, bir
programının olduğunu söylemek
olanaksızdır.
DEVAM